Bıraktım yine yazmayı filan.. İstemiyor muyum ? istiyorum.. neden olmuyor? bilmiyorum...:S
Ne derler: "kısmet"...Ama bunu diyip sermeye devam mı etmeliyim , yoksa demeyip kasınç yazılar mı üretmeliyim bilmedim...
Biri çıksa ya...Omuzlarımdan tutup sarssa..." gözlerimin arkasına bakıp, kendine gel , sonrada bana " dese ..:(
28 Aralık 2009 Pazartesi
15 Kasım 2009 Pazar
8 Kasım 2009 Pazar
bi türlü olmuyor
bi türlü olamıyor.." blog yazacağım bugün " dediğim hergün bi aksilik çıkıyor..anlamamak ile birlikte benim tembelliğimle yoğurup bi garip duruma gizliden destek de vermiyor değilim tabi..
hayatım çok değişti son 2-3 ay içerisinde..tabi bu değişim benim üzerimde de etkisini yavaş yavaş göstermekte..artık bi iş kadını oldum, bildiğiniz memur oldum.. hatta 2 kasım itibari ile ayın 15 inde maaşı bankaya yatan üniversiteleri öğrencileri gibiyim.. dersler başladı..hatta tenefüslerimiz bile var..bide suluğum olsa var ya...!offf...:)
bu iş ile birlikte yeni bisssssüürü yeni arkadaşımn oldu. bu da harcamam gereken yeni zamanlar demek tabi ki:) bu benim için mutluluk verici birşey..
yeni insanlar ve keşfedilmesi gereken yeni ıssız adalar..
acayip acayip isimleri olan daha önce çoğunu hiç duymadığım duysam anlamını bilmediğim bilsem hiç kullanmadığım bir sürü yeni şey öğreniyorum/z..bu acayip heyecanlandırıyor beni.. yol beni buraya getirdiği için ayrıca mutluyum..hep yeni şeyler hep yeni şeyler:)
e peki ben ne zaman durulacağım?ya da durulmalı mıyım?
hayatım çok değişti son 2-3 ay içerisinde..tabi bu değişim benim üzerimde de etkisini yavaş yavaş göstermekte..artık bi iş kadını oldum, bildiğiniz memur oldum.. hatta 2 kasım itibari ile ayın 15 inde maaşı bankaya yatan üniversiteleri öğrencileri gibiyim.. dersler başladı..hatta tenefüslerimiz bile var..bide suluğum olsa var ya...!offf...:)
bu iş ile birlikte yeni bisssssüürü yeni arkadaşımn oldu. bu da harcamam gereken yeni zamanlar demek tabi ki:) bu benim için mutluluk verici birşey..
yeni insanlar ve keşfedilmesi gereken yeni ıssız adalar..
acayip acayip isimleri olan daha önce çoğunu hiç duymadığım duysam anlamını bilmediğim bilsem hiç kullanmadığım bir sürü yeni şey öğreniyorum/z..bu acayip heyecanlandırıyor beni.. yol beni buraya getirdiği için ayrıca mutluyum..hep yeni şeyler hep yeni şeyler:)
e peki ben ne zaman durulacağım?ya da durulmalı mıyım?
2 Kasım 2009 Pazartesi
5 Ekim 2009 Pazartesi
karanlıktakiler

Cumartesi (bugün pazartesi) Çağan Irmak'ın yeni filmi "Karanlıktakiler" 'i izledik ablamla...Sanırım internet aleminde "Babam ve Oğlum'dan sonra Anam ve Oğlum" benzetmesi pek haksız sayılmaz.. Teknik açıdan filme bayıldım..Çekim teknikleri çok iyiydi...Meral Çetinkaya başta olmak üzere- ara sıra Gollum'a benzetsem de:P- oyuncuların performanslarına laf söyleyenin diye başlayıp sonunu getiremeyeceğim bi cümleye girdiğimi fark edip burda kesiyorum :) Ama ah Çağan abi yaa o sonu öyle bağlamasaydın , bi action koysaydın ne vardı... O zaman dadından yinmezdi film.. Ablamla tek mutluluğumuz-burda başka bişey denir ama bulamıyom şimdi aklıma gelince not düşcem :P- filme para vermemiş olmamızdı...
p.s: Sağol kuzen :)
Yine de sanırım filmi seyretmenizi önericem.. Sinemada olmasa bile dvd den mutlaka:)
p.s: bu arada kelimeyi buldum..TESELLİ...tek tesellimiz:D
anılar gözlemler yorumlar:)
Günlerdir birşeyler yazmak geçiyor aklımdan... Bir türlü oturamadım başına.. Bugün günlerden pazartesi, günü söylüyorum zira geçmişten bahsedeceğim ve günlerini söyleyerek kronolojik sıraya koymak daha kolayıma geldi..
Cuma akşamı "Genç Osman" a tekrar gittik.. bu kez yanımda kuzen ve kardeşim vardı.. Daha önce bloga yazmıştım "balkondan izledim, salondan da izleyip, düşüncelerimi buraya yazacağım " diye.. İşte yazıyorum... Tekrar izledim ve yine sonunda ağladım, bu kez oyuncuların mimiklerini de görmek cok daha güzeldi..Kesinlikle tavsiye edilenler listemdedir..
http://notografikhafizam.blogspot.com/2009/01/gen-osman-dt.html
Cumartesi günü ise ablamla antarese gittik, anlatılası şey bu değil tabi ki:) Hem giderken hem de dönerken bindiğim dolmuşlardı bahsini açacağım.. -bu arada "dolmuş" ne yaa:) "dolmuş işte daha ne adam alıyosun abi" diyesi geliyor insanın :)- neyse giderken iki olay/durum gözüme çarptı.. Benden az sonra dolmuşa orta yaşlarını geçmiş, hafif toplu, üzerlerinde takım elbise olan 2 teyze bindi- bu arada teyze dediğimi duymasınlar valla yolarlar beni :)- teyzelerden biri biraz sonra yanımda oturan diğerine "e ver de aklımdayken arayım" dedi ama nasıl ciddi.. "Aha" dedim bi paylamaya şahit olacağım sanırım,"yaşasın eğlence!" , ama malesef öyle değilmiş :P.. Teyze telefonda çıkan sese kendini şöyle tanııttı.." merhaba ben ev sahibiniz...!!???"...bu ne yaa:) ev sahibiniz.. adım bu.. evet.. nüfus cüzdanımda böyle yazıyor...
ad:ev
soyad:sahibiniz...
Bu nasıl bi mantıktır yahu? içimden "ismin yokmu senin kardeşim" dedim ama tabi içimden:) zira teyze bu şaka!mı kaldıracak bi tip değildi:)ismi "ev sahibiniz" olanların dışında mesela "doktorunuz" , "öğretmeniniz","yöneticiniz" vs olanlar var bunların adı ile soyadı nerde ayrılıyo henüz kavrayamadım ama bunların içinde durumu en acınası olanlar herhalde "kiracınız", "öğrenciniz" vs olanlar:)
vel hasılı kelam ,kendilerini öncelikle sıfatları ile tanıtanlara kılım :)
Aynı dolmuşta dikkatimi çeken diğer şey ise aslında her an gördüğümüz durumlardan biri ama bu sefer ki biraz dramatikti:) dolmuşta/otobüste büyüklerinin (!) kucağında oturmak zorunda olan yavrucakların dramından bahsediyorum.. Eğer kucağına oturdugu kişi ablası ya da abisi ise ,yani makul boyutlarda biri ise bu zevkli bile olabilir, ama ya benim o gün gördüğüm gibi 0.1 tonun :P üzerinde bi nene ise işte o zaman durum ön koltukla nene arasında kaşar olmaya benziyor ki pek hoş değildi gördüğüm kadarıyla:D
antaresten dönüşte de dolmuşa bindik ablamla, bu kezde dolmusun arka camında yazan "arka koltuk 5 kişiliktir " yazısı dikkatimi çekti :) ama burda bu konu üzerinde yorum yapmayacağım, hayal gücünüze bırakıyorum :)
sanki aklımda birşey daha vardı ama neyse:D hatırlarsam paylaşırım artık...
Cuma akşamı "Genç Osman" a tekrar gittik.. bu kez yanımda kuzen ve kardeşim vardı.. Daha önce bloga yazmıştım "balkondan izledim, salondan da izleyip, düşüncelerimi buraya yazacağım " diye.. İşte yazıyorum... Tekrar izledim ve yine sonunda ağladım, bu kez oyuncuların mimiklerini de görmek cok daha güzeldi..Kesinlikle tavsiye edilenler listemdedir..
http://notografikhafizam.blogspot.com/2009/01/gen-osman-dt.html
Cumartesi günü ise ablamla antarese gittik, anlatılası şey bu değil tabi ki:) Hem giderken hem de dönerken bindiğim dolmuşlardı bahsini açacağım.. -bu arada "dolmuş" ne yaa:) "dolmuş işte daha ne adam alıyosun abi" diyesi geliyor insanın :)- neyse giderken iki olay/durum gözüme çarptı.. Benden az sonra dolmuşa orta yaşlarını geçmiş, hafif toplu, üzerlerinde takım elbise olan 2 teyze bindi- bu arada teyze dediğimi duymasınlar valla yolarlar beni :)- teyzelerden biri biraz sonra yanımda oturan diğerine "e ver de aklımdayken arayım" dedi ama nasıl ciddi.. "Aha" dedim bi paylamaya şahit olacağım sanırım,"yaşasın eğlence!" , ama malesef öyle değilmiş :P.. Teyze telefonda çıkan sese kendini şöyle tanııttı.." merhaba ben ev sahibiniz...!!???"...bu ne yaa:) ev sahibiniz.. adım bu.. evet.. nüfus cüzdanımda böyle yazıyor...
ad:ev
soyad:sahibiniz...
Bu nasıl bi mantıktır yahu? içimden "ismin yokmu senin kardeşim" dedim ama tabi içimden:) zira teyze bu şaka!mı kaldıracak bi tip değildi:)ismi "ev sahibiniz" olanların dışında mesela "doktorunuz" , "öğretmeniniz","yöneticiniz" vs olanlar var bunların adı ile soyadı nerde ayrılıyo henüz kavrayamadım ama bunların içinde durumu en acınası olanlar herhalde "kiracınız", "öğrenciniz" vs olanlar:)
vel hasılı kelam ,kendilerini öncelikle sıfatları ile tanıtanlara kılım :)
Aynı dolmuşta dikkatimi çeken diğer şey ise aslında her an gördüğümüz durumlardan biri ama bu sefer ki biraz dramatikti:) dolmuşta/otobüste büyüklerinin (!) kucağında oturmak zorunda olan yavrucakların dramından bahsediyorum.. Eğer kucağına oturdugu kişi ablası ya da abisi ise ,yani makul boyutlarda biri ise bu zevkli bile olabilir, ama ya benim o gün gördüğüm gibi 0.1 tonun :P üzerinde bi nene ise işte o zaman durum ön koltukla nene arasında kaşar olmaya benziyor ki pek hoş değildi gördüğüm kadarıyla:D
antaresten dönüşte de dolmuşa bindik ablamla, bu kezde dolmusun arka camında yazan "arka koltuk 5 kişiliktir " yazısı dikkatimi çekti :) ama burda bu konu üzerinde yorum yapmayacağım, hayal gücünüze bırakıyorum :)
sanki aklımda birşey daha vardı ama neyse:D hatırlarsam paylaşırım artık...
26 Eylül 2009 Cumartesi
:)
sabah kalbim sıkışarak uyandım.. biraz daha uyumak için direnseymiş vücudum, büyük olasılıkla kalp sıkışıklığına birde yüzümdeki ıslaklık da eklenecekmiş.. uyandım..böyle bi garip, sarhoş gibi.. pc nin power tuşuna bastım belki bir haber vardır da bu sıkıntılar biter diyerek.. daha pc açılmadan telefon çalmaya başladı.. ablam.. sesi heyecanlıydı.. bu da anlamam için yeterli bi belirtiydi.. "müjdemi isterim , istanbul olmuş,listeler açıklanmış" dedi...
ve tüm sıkıntılar , kafamda bu yaşıma kadar dönen gelecek planları -aslında gelecek kaygıları- hepsi bir anda uçuvermiş gibi hissettim.. hatta bir ara devrelerimin yandığından şüphe duyup kardeşimle paylaştım bu kaygımıı...
svilcem? o hala duruyor :)
ve tüm sıkıntılar , kafamda bu yaşıma kadar dönen gelecek planları -aslında gelecek kaygıları- hepsi bir anda uçuvermiş gibi hissettim.. hatta bir ara devrelerimin yandığından şüphe duyup kardeşimle paylaştım bu kaygımıı...
svilcem? o hala duruyor :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
