Her sefer olduğu gibi bir iki yazıdan sonra boşladım yine yazmayı.. Ama bana da hak verin kafamı kaldıramıyorum , kaldırdığım anlarda sosyalleşmek istiyorum.. Hayatımda hiç olmadığım kadar asosyalim ..
Dokuz aydır bir fiil kurs görüyorum.. Ve kurs öyle bilinenlere hiç benzemiyor... Vücudumun strese ne kadar dayanıklı olduğunu test ettiğimi hissediyorum. Ama sanırım başarılı bir sonuç elde edemeyeceğim. Üniversite de bile matematik okumuş olmama rağmen bu kadar zorlandığımı sıkıntıya düştüğümü hatırlamıyorum. Aslına bakarsanız orda da zorlandığım şeyler oluyordu.. Ama vize için 1 hafta final için 1 hafta çalısıyordum her dönem.. 2 dönemi düşünürsek 1 yılda 1 ay çalışarak hallediyordum işi.. Şimdi ise tatilsiz! (ki sanırım beni en çok zorlayan şey bu oldu. ) 9 aydır bir fiil çalışıyorum. Bir de üstelik burda stres öyle üniversitedeki ne filan benzemiyor. Orda dersten kalırsanız sonuçta seneye bir daha alırım dersi diyorsunuz. Burda dersten (modülden ) kaldığınızda kurs ve dolayısıyla verdiğiniz onca emek sizin için bitmiş oluıyor.. Birde üstelik kendinizi "başarısız" hissediyorsunuz.
En son atlattığımız ve galiba üzerimizden tır geçti dediğimiz modül manuel yaklaşma denilern menem birşey.. Göremediğimiz bir sürü uçağı belli kurallar içinde birbirinden ayırmya çalısıyoruz... Aslına bakarsanız yaparsınız.. Bizim gibi 1 ay boyunca gece gündüz çalışır öğrenirsiniz.. Ama bilmenize rağmen sınavda geçemem ihtimaliniz var. Hele de benim gibi heyecanı tavan bir insansanız. Sınavda ölüyorum sandım. Boğazım düğümlendi resmen. Neyse ki geçti bitti.. Zorla ve ite kaka olsada..
Şimdi başka bir stres başladı radarlı yaklaşma modülü.. Bunda ki stres de şurdan geliyo ki biz biliyoruz ki meydanlarımıza gittiğimizde bu işi yapacağız.. Manuelde nasılsa bu bir işimize yaramaycak diyorduk.. Ama Radar da böyle bi ihtimal yok.. Asıl işimizi öğreniyoruz ve bunda öğrenmeme ihtimalimiz yok.. ZAten öğrenemezsem modülü geçirmelerindense atılmayı yeğlerim..
Yaaaa işta böyle.. Çok pis tatilim geldi... Artık her yer bana dar geliyor.. Benim gibi deli gibi gezen birini 10 aydır tatilsiz bırakmak cezaevine koymakla aynı şey gibi... :(
Yeni bir yazıda görüşmek üzere...
umarım...
14 Ağustos 2010 Cumartesi
28 Aralık 2009 Pazartesi
olmaz mı?
Bıraktım yine yazmayı filan.. İstemiyor muyum ? istiyorum.. neden olmuyor? bilmiyorum...:S
Ne derler: "kısmet"...Ama bunu diyip sermeye devam mı etmeliyim , yoksa demeyip kasınç yazılar mı üretmeliyim bilmedim...
Biri çıksa ya...Omuzlarımdan tutup sarssa..." gözlerimin arkasına bakıp, kendine gel , sonrada bana " dese ..:(
Ne derler: "kısmet"...Ama bunu diyip sermeye devam mı etmeliyim , yoksa demeyip kasınç yazılar mı üretmeliyim bilmedim...
Biri çıksa ya...Omuzlarımdan tutup sarssa..." gözlerimin arkasına bakıp, kendine gel , sonrada bana " dese ..:(
15 Kasım 2009 Pazar
8 Kasım 2009 Pazar
bi türlü olmuyor
bi türlü olamıyor.." blog yazacağım bugün " dediğim hergün bi aksilik çıkıyor..anlamamak ile birlikte benim tembelliğimle yoğurup bi garip duruma gizliden destek de vermiyor değilim tabi..
hayatım çok değişti son 2-3 ay içerisinde..tabi bu değişim benim üzerimde de etkisini yavaş yavaş göstermekte..artık bi iş kadını oldum, bildiğiniz memur oldum.. hatta 2 kasım itibari ile ayın 15 inde maaşı bankaya yatan üniversiteleri öğrencileri gibiyim.. dersler başladı..hatta tenefüslerimiz bile var..bide suluğum olsa var ya...!offf...:)
bu iş ile birlikte yeni bisssssüürü yeni arkadaşımn oldu. bu da harcamam gereken yeni zamanlar demek tabi ki:) bu benim için mutluluk verici birşey..
yeni insanlar ve keşfedilmesi gereken yeni ıssız adalar..
acayip acayip isimleri olan daha önce çoğunu hiç duymadığım duysam anlamını bilmediğim bilsem hiç kullanmadığım bir sürü yeni şey öğreniyorum/z..bu acayip heyecanlandırıyor beni.. yol beni buraya getirdiği için ayrıca mutluyum..hep yeni şeyler hep yeni şeyler:)
e peki ben ne zaman durulacağım?ya da durulmalı mıyım?
hayatım çok değişti son 2-3 ay içerisinde..tabi bu değişim benim üzerimde de etkisini yavaş yavaş göstermekte..artık bi iş kadını oldum, bildiğiniz memur oldum.. hatta 2 kasım itibari ile ayın 15 inde maaşı bankaya yatan üniversiteleri öğrencileri gibiyim.. dersler başladı..hatta tenefüslerimiz bile var..bide suluğum olsa var ya...!offf...:)
bu iş ile birlikte yeni bisssssüürü yeni arkadaşımn oldu. bu da harcamam gereken yeni zamanlar demek tabi ki:) bu benim için mutluluk verici birşey..
yeni insanlar ve keşfedilmesi gereken yeni ıssız adalar..
acayip acayip isimleri olan daha önce çoğunu hiç duymadığım duysam anlamını bilmediğim bilsem hiç kullanmadığım bir sürü yeni şey öğreniyorum/z..bu acayip heyecanlandırıyor beni.. yol beni buraya getirdiği için ayrıca mutluyum..hep yeni şeyler hep yeni şeyler:)
e peki ben ne zaman durulacağım?ya da durulmalı mıyım?
2 Kasım 2009 Pazartesi
5 Ekim 2009 Pazartesi
karanlıktakiler

Cumartesi (bugün pazartesi) Çağan Irmak'ın yeni filmi "Karanlıktakiler" 'i izledik ablamla...Sanırım internet aleminde "Babam ve Oğlum'dan sonra Anam ve Oğlum" benzetmesi pek haksız sayılmaz.. Teknik açıdan filme bayıldım..Çekim teknikleri çok iyiydi...Meral Çetinkaya başta olmak üzere- ara sıra Gollum'a benzetsem de:P- oyuncuların performanslarına laf söyleyenin diye başlayıp sonunu getiremeyeceğim bi cümleye girdiğimi fark edip burda kesiyorum :) Ama ah Çağan abi yaa o sonu öyle bağlamasaydın , bi action koysaydın ne vardı... O zaman dadından yinmezdi film.. Ablamla tek mutluluğumuz-burda başka bişey denir ama bulamıyom şimdi aklıma gelince not düşcem :P- filme para vermemiş olmamızdı...
p.s: Sağol kuzen :)
Yine de sanırım filmi seyretmenizi önericem.. Sinemada olmasa bile dvd den mutlaka:)
p.s: bu arada kelimeyi buldum..TESELLİ...tek tesellimiz:D
anılar gözlemler yorumlar:)
Günlerdir birşeyler yazmak geçiyor aklımdan... Bir türlü oturamadım başına.. Bugün günlerden pazartesi, günü söylüyorum zira geçmişten bahsedeceğim ve günlerini söyleyerek kronolojik sıraya koymak daha kolayıma geldi..
Cuma akşamı "Genç Osman" a tekrar gittik.. bu kez yanımda kuzen ve kardeşim vardı.. Daha önce bloga yazmıştım "balkondan izledim, salondan da izleyip, düşüncelerimi buraya yazacağım " diye.. İşte yazıyorum... Tekrar izledim ve yine sonunda ağladım, bu kez oyuncuların mimiklerini de görmek cok daha güzeldi..Kesinlikle tavsiye edilenler listemdedir..
http://notografikhafizam.blogspot.com/2009/01/gen-osman-dt.html
Cumartesi günü ise ablamla antarese gittik, anlatılası şey bu değil tabi ki:) Hem giderken hem de dönerken bindiğim dolmuşlardı bahsini açacağım.. -bu arada "dolmuş" ne yaa:) "dolmuş işte daha ne adam alıyosun abi" diyesi geliyor insanın :)- neyse giderken iki olay/durum gözüme çarptı.. Benden az sonra dolmuşa orta yaşlarını geçmiş, hafif toplu, üzerlerinde takım elbise olan 2 teyze bindi- bu arada teyze dediğimi duymasınlar valla yolarlar beni :)- teyzelerden biri biraz sonra yanımda oturan diğerine "e ver de aklımdayken arayım" dedi ama nasıl ciddi.. "Aha" dedim bi paylamaya şahit olacağım sanırım,"yaşasın eğlence!" , ama malesef öyle değilmiş :P.. Teyze telefonda çıkan sese kendini şöyle tanııttı.." merhaba ben ev sahibiniz...!!???"...bu ne yaa:) ev sahibiniz.. adım bu.. evet.. nüfus cüzdanımda böyle yazıyor...
ad:ev
soyad:sahibiniz...
Bu nasıl bi mantıktır yahu? içimden "ismin yokmu senin kardeşim" dedim ama tabi içimden:) zira teyze bu şaka!mı kaldıracak bi tip değildi:)ismi "ev sahibiniz" olanların dışında mesela "doktorunuz" , "öğretmeniniz","yöneticiniz" vs olanlar var bunların adı ile soyadı nerde ayrılıyo henüz kavrayamadım ama bunların içinde durumu en acınası olanlar herhalde "kiracınız", "öğrenciniz" vs olanlar:)
vel hasılı kelam ,kendilerini öncelikle sıfatları ile tanıtanlara kılım :)
Aynı dolmuşta dikkatimi çeken diğer şey ise aslında her an gördüğümüz durumlardan biri ama bu sefer ki biraz dramatikti:) dolmuşta/otobüste büyüklerinin (!) kucağında oturmak zorunda olan yavrucakların dramından bahsediyorum.. Eğer kucağına oturdugu kişi ablası ya da abisi ise ,yani makul boyutlarda biri ise bu zevkli bile olabilir, ama ya benim o gün gördüğüm gibi 0.1 tonun :P üzerinde bi nene ise işte o zaman durum ön koltukla nene arasında kaşar olmaya benziyor ki pek hoş değildi gördüğüm kadarıyla:D
antaresten dönüşte de dolmuşa bindik ablamla, bu kezde dolmusun arka camında yazan "arka koltuk 5 kişiliktir " yazısı dikkatimi çekti :) ama burda bu konu üzerinde yorum yapmayacağım, hayal gücünüze bırakıyorum :)
sanki aklımda birşey daha vardı ama neyse:D hatırlarsam paylaşırım artık...
Cuma akşamı "Genç Osman" a tekrar gittik.. bu kez yanımda kuzen ve kardeşim vardı.. Daha önce bloga yazmıştım "balkondan izledim, salondan da izleyip, düşüncelerimi buraya yazacağım " diye.. İşte yazıyorum... Tekrar izledim ve yine sonunda ağladım, bu kez oyuncuların mimiklerini de görmek cok daha güzeldi..Kesinlikle tavsiye edilenler listemdedir..
http://notografikhafizam.blogspot.com/2009/01/gen-osman-dt.html
Cumartesi günü ise ablamla antarese gittik, anlatılası şey bu değil tabi ki:) Hem giderken hem de dönerken bindiğim dolmuşlardı bahsini açacağım.. -bu arada "dolmuş" ne yaa:) "dolmuş işte daha ne adam alıyosun abi" diyesi geliyor insanın :)- neyse giderken iki olay/durum gözüme çarptı.. Benden az sonra dolmuşa orta yaşlarını geçmiş, hafif toplu, üzerlerinde takım elbise olan 2 teyze bindi- bu arada teyze dediğimi duymasınlar valla yolarlar beni :)- teyzelerden biri biraz sonra yanımda oturan diğerine "e ver de aklımdayken arayım" dedi ama nasıl ciddi.. "Aha" dedim bi paylamaya şahit olacağım sanırım,"yaşasın eğlence!" , ama malesef öyle değilmiş :P.. Teyze telefonda çıkan sese kendini şöyle tanııttı.." merhaba ben ev sahibiniz...!!???"...bu ne yaa:) ev sahibiniz.. adım bu.. evet.. nüfus cüzdanımda böyle yazıyor...
ad:ev
soyad:sahibiniz...
Bu nasıl bi mantıktır yahu? içimden "ismin yokmu senin kardeşim" dedim ama tabi içimden:) zira teyze bu şaka!mı kaldıracak bi tip değildi:)ismi "ev sahibiniz" olanların dışında mesela "doktorunuz" , "öğretmeniniz","yöneticiniz" vs olanlar var bunların adı ile soyadı nerde ayrılıyo henüz kavrayamadım ama bunların içinde durumu en acınası olanlar herhalde "kiracınız", "öğrenciniz" vs olanlar:)
vel hasılı kelam ,kendilerini öncelikle sıfatları ile tanıtanlara kılım :)
Aynı dolmuşta dikkatimi çeken diğer şey ise aslında her an gördüğümüz durumlardan biri ama bu sefer ki biraz dramatikti:) dolmuşta/otobüste büyüklerinin (!) kucağında oturmak zorunda olan yavrucakların dramından bahsediyorum.. Eğer kucağına oturdugu kişi ablası ya da abisi ise ,yani makul boyutlarda biri ise bu zevkli bile olabilir, ama ya benim o gün gördüğüm gibi 0.1 tonun :P üzerinde bi nene ise işte o zaman durum ön koltukla nene arasında kaşar olmaya benziyor ki pek hoş değildi gördüğüm kadarıyla:D
antaresten dönüşte de dolmuşa bindik ablamla, bu kezde dolmusun arka camında yazan "arka koltuk 5 kişiliktir " yazısı dikkatimi çekti :) ama burda bu konu üzerinde yorum yapmayacağım, hayal gücünüze bırakıyorum :)
sanki aklımda birşey daha vardı ama neyse:D hatırlarsam paylaşırım artık...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
